0 552 520 94 22

[email protected]

Mira Tower No: 45

Ümraniye, Istanbul

The child has one intuitive aim: self development

ENGELSİZ SATRANÇ PANELİ

GENEL BAKIŞ

22-24 Aralık tarihlerinde 2 oturumda düzenlenen Engelsiz Satranç Paneli konuyu her paydaş açısından ele alması sebebiyle çok verimli geçti.

Fide Engelliler Komisyon Üyesi Seçkin Serpil, pazar günü Bilişsel Gençlik Derneği’nde başlayan seminerde kendi Komisyon Üyeliği’ne seçilmesini ve gönüllü projelere nasıl başladığını aktardı. Görme Engelliler ile ilgili Antrenörlük deneyimini dinleyicilerle paylaştı.Satranç Turnuvalarının paydaşları olarak hem sporcu, hem organizasyon hem de hakem gözünden karşılaşılan sorunlar dile getirildi. Uğur Deniz Görme Engelli bir sporcu olarak karşılaştığı sorunları dile getirdi. İlgi çeken konuşmasında özellikle kaynaklara ulaşım hızı ve kaynak kalitesi konusunda ilerleme kaydedilmesi gerektiğini vurguladı. Menderes Sargın sağlıklı bir organizasyonun nasıl yapılması gerektiğini sunumunda anlattı. Kendi deneyimlerini ve turnuvalardan aldığı notları paylaştı. Ayrıca FIDE’nin turnuva koşullarını konusunda tavsiyelerini katılımcılarla paylaştı. Özgür Acar ise hakem gözünden Engelli sporcularla turnuvalardaki deneyimini aktardı. Soru ve cevaplarla etkileşimli olarak geçen panelin ilk ayağı bir sonrakileri yapılma dileğiyle bitirildi.

Salı günü ise Panel Boğaziçi Üniversite’sinde 2.günü gerçekleşen panelde ise Seçkin Serpil daha çok gönüllülük ve aktivizim boyutunu, Engelli sporcuların katılımın önemini vurguladı. Ankara’da 8-14 Aralık tarihlerinde Gerçekleşen Konfederasyon kupasındaki deneyimlerini ve gözlemlerini aktardı. Seçkin Serpil ardından Handenur Şahin kendi sporcu hikayesini bizimle paylaştı. Kendi hikayesini anlatırken, satrancın hayatına neler kattığını, satrançla hayata tutunma hikayesinin aksine, aslında aldığı eğitimi ve yaşamını vurguladı. Satrançta erken yaşta eğitimin sporcuların için önemli olduğunu herkesin bildiğini, ama özellikle de Engelli bir sporcu için ne kadar elzem olduğunu izleyiclerle paylaştı. Son konuşmacı Selda Uzun ise, Spor Bilimleri açısından Engelli Sporcuların eğitimi ve hazırlıkları nasıl olması gerektiği üzerinde durdu. Yaptığı çalışmaları ve yer aldığı Rehabilitasyon Projeleri konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Kapanış olarak Da Boğaziçi Spor Kulübü Adına Oğuz Öner panelin önemli noktalarını vurguladı GETEM ve BİLİŞSEL GENÇLİK DERNEĞİ ile birlikte bu panele ev sahipliği yapmaktan mutlu olduğunu bildirdi.

Handenur Şahin

Satranç, beni hayatın içinde bir adım daha çekti. Çocukluğum satrancın içinde geçti, bugün bir genç olarak hala satrançla olgunlaşıyorum. Her şeyden önce kaybetmeyi öğrendim çocuk yaşımda. Ama kaybetmenin pes etmek demek olmadığını da öğrendim. Çalışarak ve hatalarımdan ders çıkararak yaptığım işi daha iyi yapabileceğimi öğrendim. Bugün pek çok insan bunu öğrenebilmek için kişisel gelişim kitapları okuyor, seminerlere gidiyor. Spor yapan, satranç oynayan bir kişi bunu yaşayarak öğreniyor ve eğer bu işi yaparak büyüdüyseniz, karakteriniz haline geliyor. Bu herkes için önemli, ama engelli bireyler için daha önemli; çünkü hayat bir maraton ve önünüze çıkan ya da çıkarılan engellere karşı pes etmek söz konusu değil. Hele ki satranç bu konuda daha da etkili; çünkü bizlere karşımıza çıkan problemleri en çabuk ve maksimum verimle çözmeyi öğretiyor. Bu açıdan gerçekleştirdiğimiz panelin sık tekrarlanmasını çok önemli görüyorum. Bu şekilde daha fazla çocuğu, özellikle daha fazla engelli çocuğu satrançla tanıştırabilir, onların da hayatına bu güzel sporu katabiliriz.

Uğur Deniz

Engelli Bireyler için Satrancın Anlamı Üzerine

            Normal şartlar altında engelli bireylerin herhangi bir alanda rekabet edebilmeleri, ancak şartların kendilerine göre uyarlanmasıyla mümkün oluyor. Toplumsal yaşamdan iş dünyasına, eğitimden spora kadar her alanda engelli bireylerin genel topluma katılımı önünde ciddi sorunlar bulunuyor. Rekabetin gerçekleştiği ortamın fiziksel koşulları engelli bireylerin katılımını sağlıyor gibi göründüğü durumlarda bile, şartların engelliler lehine değiştirilmesi veya yumuşatılması, toplumun geri kalanında engelli bireylere yönelik aşılması zor önyargıların oluşmasına yol açıyor.

            Konu satranç olduğunda işlerin biraz daha farklılaştığını ifade etmek oldukça önemli. Bir rekabet ortamı olarak satranç turnuvaları çok uzun süredir engellilerin katılım gösterebildikleri, diğer sporcularla sosyalleşebildikleri ve eşit şartlarda yarışabildikleri bir alan. Eşit şartlardan kasıt, rekabetin asıl unsuru olan satranç oyununda herhangi bir değişiklik yapılmamasıdır. Satranç turnuvalarının organize edildiği turnuva salonlarının fiziksel yeterliliği veya yetersizliği, oyunun doğasının değiştirilmediği gerçeğiyle birlikte düşünülmeli. Oyun kurallarının değişmemesi ve bu sayede satranç tahtasının başına geçebilmiş herhangi bir engellinin eşit şartlarda yarışabilmesi, toplumsal önyargıların kırılabilmesi açısından oldukça önemli bir etkiye sahip olabilir. Toplumun her alanında engelli bireylerin maruz kaldığı önyargı ve azımsama refleksinin satranç turnuvalarında nispeten daha az yaşanıyor olması, başlı başına incelenebilecek ve engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı açısından topluma yön vermeyi sağlayabilecek bir konudur.

IA Özgür Acar

Engelli sporcularımızın turnuvalara katılım sayılarının artırılması ve turnuva öncesi ve sırasında yaşayabilecekleri olası sorunları çözümleyebilmek için ne gibi önlemler alınabileceği konuşuldu. Bu bağlamda katılımı teşvik etmek için engelliler için tatmin edici ödüllerin konulması, konaklamalı turnuvalarda belli oranlarda indirimler yapılmasının uygun olacağı vurgulandı. Turnuva salonlarının planlanması sürecinde bedensel engelli sporcuların ulaşımlarını sağlayacak asansör, rampa vb. gibi bölümlerinin olacak şekilde düzenlenmesi gerektiği, turnuva salonu bölümlerindeki fiziksel engellerin kaldırılması/düzenlenmesi gerektiği konuşuldu. Turnuva salonlarının hazırlanması sürecinde de engelli sporcuların rahatlıkla masalarına giriş-çıkış yapabilmelerinin, tuvaletlere – dinlenme alanlarına olabildiğince rahat ve hızlı ulaşabilecekleri şekilde düzenlenmesinin çok önemli olduğu vurgulandı. Maçlar sırasında engelli sporcuların notasyonlarını tutacak veya tahtada hamleleri yapacak yardımcı kişilerin gerekli yeterliliğe sahip olmasının çok önemli olduğu belirtildi.        

Doç. Dr. Selda UZUN (Fizyoterapist)

(Marmara Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Spor Sağlık Anabilim Dalı)

ENGELLİLER ve SPOR

Spor, beden ile düşünce arasındaki harmoniyi sağlayan önemli bir etken olarak tarih boyunca tedavi amaçlı kullanılmıştır. Spor kulüpleri, engelliler sporunun kitlelere yayılmasında önemli yer tutar ve 1888 yılında Berlin’de kurulan işitme engelliler spor kulübü bu hususta bilinen ilk örnektir. II. Dünya savaşı sırasında Ludvig Guttmann, sporun rehabilitasyon aracı olarak yer alabileceği gibi, kişiyi eğlendirebileceği görüşünü  ileri sürmüştür. Başkanı olduğu Stoke Mandeville Spinal Kord Yaralanmalılar Merkezi bünyesinde, 1944 yılından itibaren okçuluk, bowling, masa tenisi ve tekerlekli sandalyede ve polo gibi dallarda spor yaptırılmaya başlanmıştır. 1960 yılında, ilk engelli olimpiyatı (Paralimpik Oyunlar) ROMA’da yapılmıştır. Bu tarihten itibaren engelli bireyleri topluma kazandırmak, onlara daha aktif ve sağlıklı bireyler haline getirmek amacıyla spor organizasyonları her alanda giderek artarak devam etmiştir. Farklı engel gruplarının fiziksel aktivitesini artırmak ve spora teşvik etmek amacıyla pek çok organizasyonlar kurulmuştur: Uluslararası Görme Engelliler Sporları Birliği, Uluslararası Stoke Mandeville Tekerlekli Sandalye Sporları Federasyonu, Serebral Palsi Uluslararası Spor ve Rekreasyon Birliği, Uluslararası Engelliler Spor Federasyonu, Uluslararası İşitme Engelliler Spor Komitesi, Uluslararası Zihinsel Engelliler Spor Federasyonu, Uluslararası Özel Olimpiyatlar, vb.

Türkiye’de ilk defa1990 yılında Spor Şurasında, engelliler ile ilgili bir spor federasyonunun kurulması kararı alınarak“Türkiye Özürlüler Spor Federasyonu” adı verilmiştir ve ilk başkanı Prof. Dr. Hıfzı Özcan’dır. 1997 yılında ismi “Türkiye Engelliler Spor Federasyonu” olarak değiştirilmiştir.

Ülkemizdeki engelli sayındaki artış, engelli bireylerin eğitimli, aktif ve çalışan bireyler olarak toplumun içine entegre etme ihtiyacını arttırmıştır. Bu amaçla, gönüllü yapılan topluma hizmet uygulamaları ve projeleri giderek önem kazanmıştır. Bu amaçla, Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Tatar önderliğinde Fiziksel Engelliler Vakfı ve M.Ü. Spor Bilimleri Fakültesi iş birliği ile 2 adet Avrupa Birliği projesi gerçekleştirilmiştir. Avrupa birliği projeleri bitmesine rağmen, projelerin bir kısmı halen sosyal hizmet projesi olarak devam etmektedir. Bu projelerde, engelli bireylerin günlük yaşam aktivitelerinde daha bağımsız, yaşam kalitesi artmış ve spor uygulamalarına hazır bireyler olması amaçlanmıştır.

Engelli bireylerin karşılaştığı ulaşım, mimari, tesis, zaman veya bazı engelli   bireylerin engelinin aktif spor yapmaya imkân vermemesi gibi zorluklar nedeni ile her ortamda oynanması mümkün olan SATRANÇ, engelli bireyler için popüler bir spor olmaya başlamıştır. Literatürde, yapılan araştırmalarda satranç eğitiminin matematik ve bilişsel yeteneklerde önemli katkıları olduğu; satranç eğitimindeki bilişsel becerilerin satrançtan matematiğe transfer edilerek matematik başarısını arttırdığı gösterilmiştir. Araştırmalarda, genç engelli erkeklerin satranç, dart, basketbol ve yüzmeyi tercih ettiği, kadınların ise yine yüzme, masa tenisi ve satranç en çok tercih ettikleri oyunlar arasındadır. Fiziksel engelleri olan kişilerin daha çok satranç gibi minimum fiziksel çaba gerektiren ve çok sayıda insan içermeyen aktiviteleri tercih ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, Satranç, engel gruplarının çoğunda daha kolay ulaşılabilir ve uygulanabilir olması ve bilişsel düzeydeki katkıları nedeniyle, engelli bireylere rekreasyonel düzeyde bir oyun veya bir yarışma sporu olarak önerilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir